Bir şehrin geleceği yalnızca yapılan binalarla, açılan yollarla, yükselen tabelalarla ölçülmez.
Bir şehrin gerçek geleceği, çocuklarının gözlerindeki umutla ölçülür.
Bugün Batman’a baktığımda beni en çok düşündüren şey, gençlerimizin geleceğe ne kadar umutla baktığıdır.
Bir genç iş bulamıyorsa, bir öğrenci yıllarca eğitim gördükten sonra mezun olduğunda ilk düşündüğü şey bu şehirden nasıl gideceğiyse, bir çocuk sokakta kendisine güvenli bir gelecek arıyorsa hepimizin durup düşünmesi gerekir.
Çünkü mesele artık yalnızca işsizlik değildir.
Mesele yalnızca ekonomik sıkıntı değildir.
Mesele, bir kuşağın geleceğe olan inancını yavaş yavaş kaybetmesidir.
Gençlerimizi yalnızca “geleceğimiz” diyerek alkışlamak yetmez.
Onlara gerçekten bir gelecek vermek zorundayız.
Onları dinlemek, anlamak, üretmelerine fırsat vermek, hayallerinin peşinden gidebilecekleri alanlar açmak ve bu şehirde kendilerine bir hayat kurabileceklerine inandırmak zorundayız.
Çünkü gençlerini kaybeden bir şehir, aslında yarınını kaybediyor demektir.
Bugün bir gencin bavulunu hazırlayıp Batman’dan ayrılması, belki sadece bir kişinin göçü gibi görünebilir.
Ama o bavulla birlikte bir hayal gidiyor.
Bir umut gidiyor.
Yıllarca verilen bir emek gidiyor.
Ve belki de Batman’ın geleceğinden bir parça eksiliyor.
Daha da acısı, buna zamanla alışıyoruz.
“Gençler zaten gidiyor.”
“İş yok.”
“Burada gelecek yok.”
Bu cümleleri normalleştirdiğimiz anda, aslında en büyük tehlikeyle karşı karşıya kalıyoruz.
Çünkü bir şehrin kaybı, önce insanların umudunu kaybetmesiyle başlar.
Batman’ın artık yalnızca bugünü konuşmaya değil, yarınını korumaya ihtiyacı var.
Çocuklarımızın sokaklarda kaybolmadığı, gençlerimizin kötü alışkanlıkların pençesine düşmediği, eğitimli insanların başka şehirlerde gelecek aramak zorunda kalmadığı, anne babaların çocuklarının geleceği için endişelenmediği bir Batman mümkün.
Bunun için siyasetçilerin, kurumların, belediyelerin, STK’ların, iş dünyasının, eğitimcilerin ve en önemlisi toplumun birlikte düşünmesi gerekiyor.
Çünkü bu mesele bir kişinin, bir partinin ya da bir kurumun meselesi değildir.
Bu, hepimizin meselesidir.
Kendimize şu soruyu sormalıyız:
“Çocuklarımız bize yarın nasıl bir Batman bırakmamızı isteyecek?”
Çünkü biz Batman’ı geçmişten devraldık.
Ama geleceğini çocuklarımıza teslim edeceğiz.
Onlara beton değil, umut bırakmalıyız.
Onlara sadece yollar değil, yollarını seçebilecekleri bir gelecek bırakmalıyız.
Onlara sadece bir şehir değil, içinde kendilerini değerli hissedecekleri bir memleket bırakmalıyız.
Unutmayalım:
Bir şehrin en büyük zenginliği petrolü, toprağı ya da binaları değildir.
O şehrin en büyük zenginliği, geleceğine inanan gençleridir.
Ve bugün onların umudunu korumak için ne yapıyorsak, aslında Batman’ın yarınını koruyoruz.
Çünkü Batman’ın yarını uzak bir tarih değil.
Batman’ın yarını, bugün çocuklarımızın gözlerinde başlıyor.
Kaynak: www.bagimsizbatmangazetesi.com

